Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu Amerikan hegemonyası, günümüzde yerini Asya-Pasifik eksenli yeni güç merkezlerinin yükselişiyle çok kutuplu bir sisteme bırakmaktadır. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın revizyonist güvenlik politikaları ve Avrupa Birliği'nin kendi iç krizleri, küresel güç mimarisinde ciddi bir kırılma yaratmıştır.
Bu güç geçişi sürecinde Türkiye gibi orta ölçekli güçler (middle powers), geleneksel ittifak yapılarının dışına çıkarak "stratejik otonomi" arayışına girmiştir. Türkiye'nin hem NATO içerisindeki konumunu koruyup hem de Avrasya ekseniyle geliştirdiği pragmatik ilişkiler, uluslararası ilişkiler teorilerindeki "dengeleme" (balancing) ve "korunma" (hedging) stratejilerinin sahaya yansımış en güncel örneklerinden biridir. Önümüzdeki on yıl, bu denge politikasının sürdürülebilirliği açısından kritik sınavlara sahne olacaktır.