Araştırmacı Kişisel Bloğu

Küresel İklim Krizinin Uluslararası Güvenlik ve Çatışma Pratiklerine Etkisi

İklim değişikliği, uzun yıllar boyunca uluslararası ilişkiler literatüründe "düşük politika" (low politics) veya salt bir çevre sorunu olarak ele alınmıştır. Ancak 21. yüzyılın getirdiği ekolojik tahribat, su kaynaklarının azalması ve iklim mültecileri krizleri, bu konuyu doğrudan uluslararası güvenliğin ve "yüksek politikanın" (high politics) merkezine taşımıştır.

Özellikle Orta Doğu ve Sahra Altı Afrika'da yaşanan kuraklıkların etnik çatışmaları nasıl tetiklediği, iklim krizinin bir "tehdit çarpanı" (threat multiplier) olduğunu kanıtlamaktadır. Sınır aşan suların kullanımı üzerine Dicle-Fırat ve Nil nehirleri havzalarında yaşanan hidro-politik gerilimler, geleceğin savaşlarının ideolojiler üzerinden değil, temel yaşamsal kaynaklar üzerinden çıkacağının habercisidir. Uluslararası sistemin, devlet merkezli güvenlik anlayışından insan ve doğa merkezli küresel bir güvenlik mimarisine acilen geçiş yapması gerekmektedir.